19 Mart 2011 Cumartesi

evimden yazıyorum

ocak başında yazdığım en son yazıdan sonra anca bugün bloğuma girebildim.
bu süre içinde ben evlendim. 26 şubat'ta. yağmurlu bir istanbul gününde, yağmura aldırmadan...

sonrasında hayallerimin şehri roma'da balayına gittik.
ilk gördüğümden beri hiç değişmemişti. sandviç çaldığım büfe bile aynı yerinde duruyordu.
nüfus artar da bir ülke aynı mı kalır? inanamadım. hala büyülü, hala romantik.

şimdi ise sıcacık evimde; tam da hayal ettiğim gibi L koltuğumda oturdum keyif yapıyorum. arkadaşlarımız gitti biraz önce. dolup taşsın istiyorum bu ev. insan seviyorum ben, arkadaşlarımın gelmesini seviyorum.

"ev hanımı" olmak zor işmiş. annemin evinde su almaya bile kalkmazken şimdi hem iş kadını ol, eve gel yemek yap, bu arada sürekli bi şeyler atıştır ama zayıf kalmaya çalış. eve geldikten sonra yatana kadar 20 dk bile oturama, yatınca deliksiz uyu, uykuya hiç doyama. hergün süpür ama sürekli orası toz burası toz olsun, sinirin bozulsun, maç sesi duymaktan daha şimdiden sıkıl ama bir ömür bu sesi duymaya da evet demişsin artık yapıcak birşey yok, buna alış.

bu durumu en iyi atlatma yolu işbölümü yapmak. mesela ben çamaşır makinesini dolduruyorum, beyazlarla siyahları ayırıyorum,deterjanı koyuyorum, yumuşatıcıyı koyuyorum,çalıştır düğmesine basıyorum, serkan çamaşırları asıyo.
mesela ben sabahları serkan'dan geç kalkıyorum, o hazır bir şekilde beni beklerken yatağı toplamasını rica ediyorum, o sırada ben makyajımı yapıyorum.
mesela çay içmeyi sevmem ben, serkan ise bayılır. ben kettle'ı çalıştırıyorum gerisini ona bırakıyorum, her bardak için o kalkıp alıyo çayını.
gördüğünüz gibi ev işlerini biz hep böle paylaşıyoruz:))) canım kocacım benim:))

canım kocacım demişken henüz alışamadım ben bu koca mevzusuna. zaman zaman ee tamam düğünü de yaptık, dönelim evlerimize diyesim geliyo. evli olma psikolojisine henüz giremedim. evli barklı kadın mı oldum ben şimdi?? yok canım ben hala caddede gelene geçene bakıp lak lak yapıcaktım arkadaşlarımla?!? ne zaman büyüdüm de evim oldu dicem ama 30 yaşında biri için komik olucak. o da olmadı; en iyisi mi ben bir an önce ütünün nasıl çalıştığını öğreneyim:))

4 Ocak 2011 Salı

2011 geldi hoşgeldi


2011 süper süper bir yıl olarak başladı benim için.

evimi tuttum, terfi aldım ohhh değmeyin keyfime :))


en kötü günüm böyle olsun... hahayyyttt

11 Aralık 2010 Cumartesi

bir ev istiyorum


koskoca istanbul dar geldi bana.

evden geçilmeyen, hergün yeni bina dikilen istanbul tüm binaları yutmuş sanki.


malum evlilik tarihimiz yaklaşıyor. bizde bu sebeple kiralık ev arama maratonuna başladık.

bugün kar kış demedik, düştük yollara. buz gibi havada orası senin burası benim, o ev senin, bu ev benim gezdik. 2 haftadır arabaya atlayıp sokak sokak dolaşıp havalara baka baka kiralık yazılarını takip etmekten boynumuz tutuldu zaten.


bu kadar ev gezdik ama bir tanesi var ki; gönlüm o evde kaldı. "home home sweet home" demeyi istediğim bir ev bu ev.


ellerimi açtım başladım dualara, allahım noluuurr bu ev olsun diye.
ev istersek bizim olur olmasına ama bende bir baba ve abi kıvamında bir kuzen var ki, her işimize bir maydonozluk, bir parmak sokmacılık. onlardan onayı kopardık mı bu iş biter!!! şimdi allahım lütfen babam ve abim beğensin bu evi de orası bizim minicik yuvamız olsun!!!!

28 Kasım 2010 Pazar

miras

ben yaşlandım
bunu yüzümdeki çizgilerimden anladım.

ne kadar çok ağladım, ne kadar çok aktı gözyaşlarım

gülüşüm, beyaz dişlerim, gözümün ışığı vardı benim

o ışığın yerini şimdi yanındaki çizgiler aldı.

bakta hatırla ne kadar ağladığını...

18 Kasım 2010 Perşembe

değişiklik

allah biliyo ya daha çok yakın zamanda yazdığım http://smoothiecookiee.blogspot.com/2010/10/dugun-tarihim-12-subat.html yazıda evililik tarihim ve yeri konusunda değişiklik olucağını taaa o zamandan biliyordum.

içime mi doğmuş, (aptala) malum mu oldu bilmem ama hiçte 12 şubat'ta evleniceğimi düşünüyordum zaten; ki bu tarih 26 şubat'a ertelendi. merak edilecek bir sorun yok allahtan sadece evleniceğim yer değiştiği ve orda 12 şubat'ta yer olmaması sebebi ile gün ertelendi.

yer konusunda bu sefer temkinli davranıp henüz nerede olacağını yazmıyorum. nede olsa söz uçar yazı kalır.

birde bir atasözü de alakasız olarak buraya yazılsın sonsuza kadar kalması sebebi ile;
dağ bile dağa kavuşur, insan insana KAVUŞMAZmış bunu da anladım...

30 Ekim 2010 Cumartesi

geç oldu tanışmamız

ah sen nerelerdeydin de ben seni bugüne kadar görmedim.

tam da yeni bir parfüm arayışı içindeyken umulmadık bir yerde çıktı karşıma
aslında fenomen haline gelmiş olan bu parfümle henüz tanıştım.
büyüleyici gerçekten

quit smoking

dün akşam serkan'la birlikte arkadaşlarımızla caddeye inmiştik. evden çok uzakta değildik, 29 ekim sebebiyle trafik kapalıydı ve bağdat caddesi tıklım tıklımdı.
saat 22:00 civarında annem aradı. bugüne ne kadar onun sesini hiç bu derece kötü duymamıştım.kötüydü.

birden hastalanmış, ateşi çıkmış ve kusmuş. caddenin trafiğe kapalı olması sebei ile taksiye binemezdik, yürümekten daha doğrusu koşmaktan başka çaremiz yoktu.

bağdat caddesine 10 dklık yürüme mesafesinde oturuyorum ancak dün akşam o yol bana sanki kilometrelerce uzunlukta geldi.

yarı koşar halde eve gitmeye çalışırken, sigara içtiğim için hemen tıkandım. ciğerlerim yanıyodu sanki.

ve ben o an karar verdim, sigarayı bırakmalıydım, nitekim bugüne kadar içeceğim kadar içmiş, keyfini sürmüştüm artık yeterdi.

yıllar önce 4 aylığına bıraktığım zamandan sonra bu sigara içmediğim ilk günüm.

bunu başarmayı çok ama çok istiyorum. umarım bu sefer ki dönemlik değil, ömürlük olur.

29 Ekim 2010 Cuma

Yağmurlar

dinmek bilmeyen yağmurlar; başlarda almak için çok direndiğim ama sonunda "evet ben de istiyorum benim neyim eksik, yağmur çizmemi giyerim yağmurun keyfini sürerim" dememe sebep oldu.

evet ben de istiyorum ama resimdekini istiyorum :((

Rain Boots from Burberry

22 Ekim 2010 Cuma

önemli bir konu

bir insan nasıl olurda her seferinde yanlış zamanda telefonla beni arar?bu derece yanlış zamanlama için ihtisas sahibi olmak gerekir.

ne zaman çok önemli bir konu olsa,
ne zaman trafikte kavga ediyor olsam,
ne zaman tatlı bir dedikodu yapıyor olsam,
ne zaman dizilerimin en önemli replikleri karakterlerin ağzından dökülüyor olsa

arar beni ve sabrımı sınar.

18 Ekim 2010 Pazartesi

Düğün Tarihim-12 Şubat

kış aylarını sevmiyorum. ağustos doğumlu bir yaz kızıyım ben.
hayallerimin hepsi yaz aylarına, yaz dönemlerine ait.
bütün bir kış, ilkbahar ve sonbahar yazı geçireceğim 1 haftalık tatil için çalışıyorum.

bu kadar hayalin içinde düğünüm de vardı elbet. bir kır düğünü -imkansız ama hayaller bedava- bir kumsal düğünü derken düğün tarihim 12 Şubat olarak belirlendi. 3 ay daha bekleyemedin mi dedim kendime ama napalım böyle oldu.

yer ise bir yaz mekanı Portaxe. yaz mekanında kış düğünü mü olurmuş eee napalım böyle oldu. hem belli olmaz belki herşey gönlümce olurda şubat ortasında bir yaz havası, deniz kenarında dalgalar kıyı duvarlarına vururken pozlarımı verir, çiçeğimi atarım.

çiçek atmaktan bahsederken, bir düğünde çiçek kaptıysanız sıradaki sizsiniz demektir, bunu unutmayın, daha şaştığını görmedim. ben de evlenmemi buna borçluyum. kucağıma düşen gelin çiçeği sayesinde çiçeği tutmak için birbirini yiyen kızlar arasında ilk ben evleniyorum. havam beş bin.

eğer bir değişiklik olmaz, ben delirmez (yazın olsun diye), bunalmaz, hayat bana bir oyun oynamaz ise kış ortasında portaxe'te evleniyorum. gerçi her kafadan bir ses, "ay şuraya da bakın buraya da bakın" diye aklımı çelenler var ama bana bir fal bakıldı bacım, ben avrupa yakası'nda evleniyomuşum.

valla ben falcının yalancısıyım. fala inanmam falsız da kalmam.

7 Ekim 2010 Perşembe

bu aralar sadece evcilik oyunu


uzun zamandır bloğa bakamıyorum.


evlilik hazırlıkları aldı beni benden. yok düğün yeri bulmaya çalış, milletle pazarlık yap, tanıdık bulmaya çalış, onu bunu araya sok hem güzel hem kesemize göre bişeyler ayarlamaya çalış. offff ne zor işlermiş bunlar. ama bir o kadar zevkli.

geçenlerde bir arkaşım "buz kovanı aldın mı dedi?" yuh dedim ya ne buz kovası ama sarımsak eziceğim var, babatlerimi koyacak kutularım var, süt köpürtme makinam var.
ıvır zıvırım tastamam yani buz kovası da neymiş ha haaaytt.

7 Eylül 2010 Salı

günümüz aşkları

herşeyi yapabilecek güç var içimde
ve buna inanacak kadar da salaklık

eski zamanlarda aşklar ne karşılıksızmış. paranın çok önemsiz olduğu, tüm zorluklara bütün aile, kol kırılır yen içinde kalır mantığı ile birbirine kenetlenerek nasıl da göğüs gererlermiş.

şimdilerde öyle mi? herşey para. mobilya en iyisi olacak, gelinlik en havalısı, düğün mutlaka yapılmalı, ele güne konu komşuya nispet yapılmalı, takılacaklar keselerden taşmalı ...

ben farklı mıyım? para benim içinde önemli elbette ama ben söz verdim kendime; benim ailem dağılmayacak en ufak bir depremde diye. çevremdeki her çift ayrılsa ya da boşansa da ben başarmayı çok istiyorum. sağlam kalmak istiyorum. işte bu sebeple herşeyi yapabilecek güç ve buna inanacak kadar da salaklık var içimde.

27 Ağustos 2010 Cuma

Sonunda Tarkan Konseri :)


Tarkan' ve şarkılarına bayılıyorum.

İnsanlar sevmese de, zaman zaman yerden yere vursalarda ben her zaman sadık bir dinleyicisi olacağım ve onu kanımın son damlasına kadar koruyacağım :))

En azından marş gibi olan, son kelimeleri birbiri tutan con con ya da Hande Yener tabiri ile bakkal şarkılarından yapmıyor.


Bu kadar sevmeme rağmen Tarkan'ın konserine bugüne kadar gitme şansım olmamıştı.Bu akşam saat 21:45'te konseri var. Kendisini izlemeyi sabırsızlıkla bekliyorum.Tarkaaaaaannn diye çığlık atıcam diye de dalga mı geçiyorum :)