22 Haziran 2010 Salı
Yaşanmışlıktan
Bu hayatta yaptığın bazı kötü şeylerin bedelinin ne olduğunu ve ne kadar olduğunu asla bilemezsin.
Canını yaktığın insanların üzüntüsü geçse de senin davan hala sürebilir.
Canını yaktığın insanların üzüntüsü geçse de senin davan hala sürebilir.
10 Haziran 2010 Perşembe
yorumsuz
Türkiye; tarihi bilmeyen, demokrasi kavramından uzak bir aşiret ve cemaat zihniyetiyle yönetiliyor.
Öncelikle, recep'in takıntısı gibi görünen filistin konusuna göz atalım. Tanıyan arkadaşlarım bilirler, 2004 yılında Filistin'deki uluslararası güçte görev yaptım, bu dönemde ölmeden önce 2 defa görüştüğüm Arafat'ın İsrail tarafından öldürülüşüne, sonrasında Gazze'de Hamas liderleri şeyh Yasin ve Rantisi'nin filistinlilerin para karşılığı yaptıkları yardımla İsrail tarafından öldürülüşüne tanık oldum ve o karmaşa içerisinde düzen sağlamaya çalıştım. Dolayısıyla değerlendirmelerim o havayı yaşayan birine aittir. Televizyonlarda, TBMM'de, grup toplantılarında, basın - yayın organlarında olayları yerinde yaşamadan ahkam kesenlerden farklı düşünüyor olabilirim.
Filistin devletinin kurulmasını dünyada isteyen (Filistinliler dahil) tek ülke var mı ? Bunun için ilk olarak Filistin'in çevresindeki arap ülkelerine bakalım. Önce Ürdün'e ele alalım. Ürdün'le Filistin'in sınırını Ürdün nehri oluşturur. Bu nehrin batı tarafı (yani Batı Şeria) Filistin'e aittir. Amman dışındaki tüm Ürdün şehirleri ise bu nehrin doğusu (yani Doğu Şeria)'ndadır. Ürdün nehrinin doğusundaki şehirlerde yaşayanların hepsi filistinlidir. Bugün Filistin devleti kurulsa, ürdün nehrinin doğusundaki tüm şehirler filistine katılır, dolayısyla Ürdün tarihe gömülür. Ürdün diye bir suni devlet kalmaz. Bu nedenle Ürdün, Filistin devletinin kurulmasını kesinlikle istemez. Nitekim İsrail'le yaptığı anlaşmalar bu yöndedir.
Gelelim Suriye'ye. Suriye halen Golan tepelerinde İsrail'le savaş halindedir. Golan tepelerini gören arkadaşlar bilirler. İsrail'in ve Filistin'in tek su kaynağı burasıdır. Ortadoğu çölünde cennet gibi bir vaha olan Golan tepelerindeki su kaynakları, bu tepenin hemen güneyindeki Galile gölüne toplanır ve bu su uygun kanal ve borular vasıtasıyla 350 km. güneydeki Akabe körfezine kadar olan tüm İsrail ve Filistin yerleşim yerlerine götürülür. Golan İsrail devleti ve Filistin için hayatidir. Bugün Filistin devleti kurulsa, İsrail'in Batı Şeria (Filistin)'da bulunan 16 Tugayı Golan tepelerine, yani Suriye sınırına getirilir ve bu güç, Suriye'nin savaşı kaybetmesine neden olur. Dolayısıyla Suriye, Filistin devletinin kurulmasını ve İsrail'in Batı Şeria'dan birliklerini çekmesini istemez. Tüm gayreti bu yöndedir.
Gelelim Mısır'a. Gazze'ye giriş - çıkışlar, Mısır'ın Sina yarımadasında bulunan Refah sınır kapısı vasıtasıyla olur. Mısır, bu kapının kapalı tutulması ve Gazze'nin tecridi için her yıl ABD'den 3 milyar dolar rüşvet alır. Ayrıca, Gazze'yi, dolayısıyla Hamas'ı kontrol altında tutarak yaramazlık etmemelerini sağlamanın diğer bir mükafatı olarak, ABD ve İsrail'in tam desteğiyle ve fiili çalışmalarıyla arap aleminin sözde liderliğini yürütür. Bugün Filistin devleti kurulsun, Mısır bu gelir kaynağını,, ABD ve İsrail'in desteğini ve en önemlisi de ilerde Gazze'yi kendi topraklarına katarak Gazze'deki zengin yeraltı kaynaklarını kullanmaktan mahrum olur. Bu nedenle Mısır, Filistin devletinin kurulmasını kesin olarak istemez.
Diğer tüm arap ülkelerinin yöneticilerinin hepsi, ABD ve İngiltere'nin kontrolundadır ve hiç bir arap ülkesi Filistin devletinin kurulmasına izin vermez.
Saydığımız tüm bu arap devletlerinin halkının, ellerinde recep'in posteriyle gösteri yapmaları bir şey ifade etmez. O halkların devlet yönetimini belirleme ve politikaya yön verme gibi bir rolleri yoktur. Çünkü o ülkelerde demokrasi yoktur. Onlar sadece reayadır. Yasama, yürütme, yargı gibi yetkiler başlarındaki tek adamda toplanmıştır. Bizim recep'in özentisi de zaten budur. Dolayısıyla o gösteriler gerek o ülkeler ve gerekse Türkiye için bir anlam ifade etmez ve sonuç getirmez. Sadece Türkiye'deki irticacılar ve AKP'nin reayaları için seçim malzemesi olur.
Gelelim filistin halkına. Filistin devletinin kurulmasını istemezler. Devlet kurulursa, çoğunluğu Norveç olmak üzere dünyanın dört bir tarafından gelen oluk gibi parasal yardımlar hemen kesilir. Bu paralar halen Filistin hükümeti ve El Fetih tarafından kullanılmakta, % 1-2'si halka yansıtılmaktadır. Bugün filistin devletini kurun, paraların bölüşülmesini ve aşiretlerin yönetimi ele geçirmesini hedef alan iç savaş başlar ve daha kanlı bir coğrafya görürsünüz. Şu anda filistinde günlük olarak yaşanan her 20 asayiş olayının 1-2'si İsraille, kalanlar filistinli aşiretlerin kendi arasındadır.
Gelelim Türkiye'ye. Türkiye, daha kuruluşundan itibaren İsrail'in hamisi olarak görevlendirilmiştir. 1947 yılında İsrail devletinin kurulmasını planlayan ABD, 1946 yılından itibaren önce bu bölgede İsrail'i koruyacak hami bir devlet aradı ve Menderes ve yandaşları ile anlaşarak bu devletin Türkiye olmasına karar verdi. İlk iş olarak, çok partili döneme geçiş için Türkiye'yi zorladı. Bu arada, 1948 yılında Filistin devletini ortadan kaldırdı. Sonra, 2 yıl gibi kısa bir sürede, Menderes ve yandaşlarını çok büyük paralarla ve barış gönüllüleri adı altında Türkiye'ye soktuğu ajanları vasıtasıyla destekleyerek, iktidara taşıdı ve hemen gizli bir çok anlaşmaya imza attırdı. Bu anlaşmalardan sadece bir adedi, 50 yıllık olup 2000 yılında süresi dolan, Türkiye'nin güneydoğu bölgesinde petrol çıkarma haklarının ABD şirketlerine verilmesiydi. Daha birçok gizli anlaşmadan sadece birisi bile tam bir ihanet belgesidir. Bundan sonra işbaşına gelen tüm hükümetlere ABD tarafından vize verilmesinin ilk koşulu İsrail'in hamiliğiydi. Recep'de bunu yapmış, ABD'deki yahudilerden madalyalar almıştır. Recep'in son bir kaç aydır İsrail'le uğraşmasının nedeni Filistin ve Hamas değildir. İsrail'in, İHH'nın Avrupa'daki faaliyetlerini ve AKP ile yakın ilişkisini öğrenerek, MOSSAD vasıtasıyla, AKP hükümetini devirmek için Türkiye'de yaptığı tezgahlar ve bu tezgahın Recep ve ekibi tarafından öğrenilmesidir. Recep eğer filistin devletinin kurulmasını istiyorsa, Kudüs'teki konsolosluğu büyükelçilik seviyesine yükseltsin de görelim o zaman bu konudaki icraatını. Kudüs konsolosu doğrudan Dışişleri Bakanlığı'na bağlıdır. Gerçekten Filistin devletinin kurulmasını isteyen Türk Hükümeti bu konsolosluğu büyükelçilik seviyesine çıkararak Filistin'i tam bir devlet olarak tanır.
Recep'in tek derdi, referandum ve seçim öncesinde, Hamas'ı ve özellikle halkın dini duygularını sömürerek ve kullanarak iç politikada dikkatleri işsizlik, ekonomik çöküntü, hukuk ihlalleri, ülkenin kaynaklarının yabancılara peşkeş çekilmesinden uzaklaştırarak iktidarını devam ettirmektir.
Filistin halkının Türk Milleti'ne nasıl ihanet ettiğini, ingilizlerle anlaşarak, Türk Ordusu'na su ve yiyecek taşıyan filistinlilerin, ingilizler tarafından verilen zehirleri bu su ve yiyeceklere nasıl kattıklarını unutmadan, ihanetlerinin değişik boyutlarını görmek için Falih Rıfkı ATAY'ın "Zeytin Dağı" kitabını okumak yeterlidir. Recep ve yandaşlarına da bunu tavsiye ediyorum.
Haydar Ateş
Öncelikle, recep'in takıntısı gibi görünen filistin konusuna göz atalım. Tanıyan arkadaşlarım bilirler, 2004 yılında Filistin'deki uluslararası güçte görev yaptım, bu dönemde ölmeden önce 2 defa görüştüğüm Arafat'ın İsrail tarafından öldürülüşüne, sonrasında Gazze'de Hamas liderleri şeyh Yasin ve Rantisi'nin filistinlilerin para karşılığı yaptıkları yardımla İsrail tarafından öldürülüşüne tanık oldum ve o karmaşa içerisinde düzen sağlamaya çalıştım. Dolayısıyla değerlendirmelerim o havayı yaşayan birine aittir. Televizyonlarda, TBMM'de, grup toplantılarında, basın - yayın organlarında olayları yerinde yaşamadan ahkam kesenlerden farklı düşünüyor olabilirim.
Filistin devletinin kurulmasını dünyada isteyen (Filistinliler dahil) tek ülke var mı ? Bunun için ilk olarak Filistin'in çevresindeki arap ülkelerine bakalım. Önce Ürdün'e ele alalım. Ürdün'le Filistin'in sınırını Ürdün nehri oluşturur. Bu nehrin batı tarafı (yani Batı Şeria) Filistin'e aittir. Amman dışındaki tüm Ürdün şehirleri ise bu nehrin doğusu (yani Doğu Şeria)'ndadır. Ürdün nehrinin doğusundaki şehirlerde yaşayanların hepsi filistinlidir. Bugün Filistin devleti kurulsa, ürdün nehrinin doğusundaki tüm şehirler filistine katılır, dolayısyla Ürdün tarihe gömülür. Ürdün diye bir suni devlet kalmaz. Bu nedenle Ürdün, Filistin devletinin kurulmasını kesinlikle istemez. Nitekim İsrail'le yaptığı anlaşmalar bu yöndedir.
Gelelim Suriye'ye. Suriye halen Golan tepelerinde İsrail'le savaş halindedir. Golan tepelerini gören arkadaşlar bilirler. İsrail'in ve Filistin'in tek su kaynağı burasıdır. Ortadoğu çölünde cennet gibi bir vaha olan Golan tepelerindeki su kaynakları, bu tepenin hemen güneyindeki Galile gölüne toplanır ve bu su uygun kanal ve borular vasıtasıyla 350 km. güneydeki Akabe körfezine kadar olan tüm İsrail ve Filistin yerleşim yerlerine götürülür. Golan İsrail devleti ve Filistin için hayatidir. Bugün Filistin devleti kurulsa, İsrail'in Batı Şeria (Filistin)'da bulunan 16 Tugayı Golan tepelerine, yani Suriye sınırına getirilir ve bu güç, Suriye'nin savaşı kaybetmesine neden olur. Dolayısıyla Suriye, Filistin devletinin kurulmasını ve İsrail'in Batı Şeria'dan birliklerini çekmesini istemez. Tüm gayreti bu yöndedir.
Gelelim Mısır'a. Gazze'ye giriş - çıkışlar, Mısır'ın Sina yarımadasında bulunan Refah sınır kapısı vasıtasıyla olur. Mısır, bu kapının kapalı tutulması ve Gazze'nin tecridi için her yıl ABD'den 3 milyar dolar rüşvet alır. Ayrıca, Gazze'yi, dolayısıyla Hamas'ı kontrol altında tutarak yaramazlık etmemelerini sağlamanın diğer bir mükafatı olarak, ABD ve İsrail'in tam desteğiyle ve fiili çalışmalarıyla arap aleminin sözde liderliğini yürütür. Bugün Filistin devleti kurulsun, Mısır bu gelir kaynağını,, ABD ve İsrail'in desteğini ve en önemlisi de ilerde Gazze'yi kendi topraklarına katarak Gazze'deki zengin yeraltı kaynaklarını kullanmaktan mahrum olur. Bu nedenle Mısır, Filistin devletinin kurulmasını kesin olarak istemez.
Diğer tüm arap ülkelerinin yöneticilerinin hepsi, ABD ve İngiltere'nin kontrolundadır ve hiç bir arap ülkesi Filistin devletinin kurulmasına izin vermez.
Saydığımız tüm bu arap devletlerinin halkının, ellerinde recep'in posteriyle gösteri yapmaları bir şey ifade etmez. O halkların devlet yönetimini belirleme ve politikaya yön verme gibi bir rolleri yoktur. Çünkü o ülkelerde demokrasi yoktur. Onlar sadece reayadır. Yasama, yürütme, yargı gibi yetkiler başlarındaki tek adamda toplanmıştır. Bizim recep'in özentisi de zaten budur. Dolayısıyla o gösteriler gerek o ülkeler ve gerekse Türkiye için bir anlam ifade etmez ve sonuç getirmez. Sadece Türkiye'deki irticacılar ve AKP'nin reayaları için seçim malzemesi olur.
Gelelim filistin halkına. Filistin devletinin kurulmasını istemezler. Devlet kurulursa, çoğunluğu Norveç olmak üzere dünyanın dört bir tarafından gelen oluk gibi parasal yardımlar hemen kesilir. Bu paralar halen Filistin hükümeti ve El Fetih tarafından kullanılmakta, % 1-2'si halka yansıtılmaktadır. Bugün filistin devletini kurun, paraların bölüşülmesini ve aşiretlerin yönetimi ele geçirmesini hedef alan iç savaş başlar ve daha kanlı bir coğrafya görürsünüz. Şu anda filistinde günlük olarak yaşanan her 20 asayiş olayının 1-2'si İsraille, kalanlar filistinli aşiretlerin kendi arasındadır.
Gelelim Türkiye'ye. Türkiye, daha kuruluşundan itibaren İsrail'in hamisi olarak görevlendirilmiştir. 1947 yılında İsrail devletinin kurulmasını planlayan ABD, 1946 yılından itibaren önce bu bölgede İsrail'i koruyacak hami bir devlet aradı ve Menderes ve yandaşları ile anlaşarak bu devletin Türkiye olmasına karar verdi. İlk iş olarak, çok partili döneme geçiş için Türkiye'yi zorladı. Bu arada, 1948 yılında Filistin devletini ortadan kaldırdı. Sonra, 2 yıl gibi kısa bir sürede, Menderes ve yandaşlarını çok büyük paralarla ve barış gönüllüleri adı altında Türkiye'ye soktuğu ajanları vasıtasıyla destekleyerek, iktidara taşıdı ve hemen gizli bir çok anlaşmaya imza attırdı. Bu anlaşmalardan sadece bir adedi, 50 yıllık olup 2000 yılında süresi dolan, Türkiye'nin güneydoğu bölgesinde petrol çıkarma haklarının ABD şirketlerine verilmesiydi. Daha birçok gizli anlaşmadan sadece birisi bile tam bir ihanet belgesidir. Bundan sonra işbaşına gelen tüm hükümetlere ABD tarafından vize verilmesinin ilk koşulu İsrail'in hamiliğiydi. Recep'de bunu yapmış, ABD'deki yahudilerden madalyalar almıştır. Recep'in son bir kaç aydır İsrail'le uğraşmasının nedeni Filistin ve Hamas değildir. İsrail'in, İHH'nın Avrupa'daki faaliyetlerini ve AKP ile yakın ilişkisini öğrenerek, MOSSAD vasıtasıyla, AKP hükümetini devirmek için Türkiye'de yaptığı tezgahlar ve bu tezgahın Recep ve ekibi tarafından öğrenilmesidir. Recep eğer filistin devletinin kurulmasını istiyorsa, Kudüs'teki konsolosluğu büyükelçilik seviyesine yükseltsin de görelim o zaman bu konudaki icraatını. Kudüs konsolosu doğrudan Dışişleri Bakanlığı'na bağlıdır. Gerçekten Filistin devletinin kurulmasını isteyen Türk Hükümeti bu konsolosluğu büyükelçilik seviyesine çıkararak Filistin'i tam bir devlet olarak tanır.
Recep'in tek derdi, referandum ve seçim öncesinde, Hamas'ı ve özellikle halkın dini duygularını sömürerek ve kullanarak iç politikada dikkatleri işsizlik, ekonomik çöküntü, hukuk ihlalleri, ülkenin kaynaklarının yabancılara peşkeş çekilmesinden uzaklaştırarak iktidarını devam ettirmektir.
Filistin halkının Türk Milleti'ne nasıl ihanet ettiğini, ingilizlerle anlaşarak, Türk Ordusu'na su ve yiyecek taşıyan filistinlilerin, ingilizler tarafından verilen zehirleri bu su ve yiyeceklere nasıl kattıklarını unutmadan, ihanetlerinin değişik boyutlarını görmek için Falih Rıfkı ATAY'ın "Zeytin Dağı" kitabını okumak yeterlidir. Recep ve yandaşlarına da bunu tavsiye ediyorum.
Haydar Ateş
8 Haziran 2010 Salı
Liste
- beyaz rengine
- yemek bloglarında dolaşmaya
- babetlere
- starbuck's'ın soğuk caramel macchiato'suna
- limonlu cheesecake'e
- saçlarıma dağınık maşa yapmaya
- bol t-shirtlere
- converse'in her çeşidine
- diyetteyim diye etrafı kandırmaya
- hayallerimle yaşamaya
- insanlarla dalga geçmeye
- kırmızı ruja
- beyaz dişe
- kısa tırnaklara
- el çantalarına
- L koltuklara
- kız kıza akşam yemeğe çıkmaya
- sürekli lens denemeye ama hiç almamaya
- perşembe pazarında gezmeye
- dedikodu yapmaya
- kahveyi bol sütlü içmeye
- fal baktırmaya
- duygusal olmaya
- uzun saça
- fotoğraf çektirmeye
- siyah beyaz fotoğraflara
- aşk mı mantık mı ikileminden bir türlü çıkamamama
- range rover'a
- bodrum'a
- yöresel gezilere
- i-phone'a
- dizi izlemeye
- magnum'a
- yeni lezzetler denemeye
- sıcak duştan çıkıp soğuk denize atlamaya
- twitter'a
- yastığıma sarılıp uyumaya
- 1+1 evlere
- marc jacob's 'un çantalarına
- dakik olmama
- mohito'ya
- şarkılarda kendimi bulmaya
- unutulmaz aşklara
- pazar kahvaltılarına
- evim dergisi'ne
- "sihirli oyuncakçı" filmine
- bağdat cadde'sine
- yargıcı'nın kolyelerine
- cam kenarına oturmaya
BAYILIYORUM!!!
2 Haziran 2010 Çarşamba
31 Mayıs 2010 Pazartesi
Happy Moon's kahvaltı
Fenerbahçe Happy Moon's ta kahvaltı yapmanızı tavsiye ederim.Zira tek masaya yetmeyen bir kahvaltı tabağı/tabakları geliyor.Gözünüz ayrı mideniz ayrı doyuyor.
İşte kanıtı :)

ilişkiler
hakikat ortaya çıksın.
cansu dere-kenan imirzalıoğlu aşkı doğru mu?
ben ısrarla ve şiddetle istiyorum beraber olmalarını -ki bana ne o ayrı.
2. ilişki krtiğim ise gerçek hayatla alakalı olmasa da söyleyip rahatlamak istiyorum.
Behlül ve Bihter kaçsın,Nihal'de ortada kalsın istiyorum.
Söleyin hanginiz Behlül ve Nihal öpüşürken heyecanlandınız?
eminim çok azınız.
Hanginizi Behlül ve Nihal ilişkisini tutkulu buluyor?
Ben aşktan yana bir insan olaraktan , tutukunun ve ihtirasın yanındayım.
Çok az duydum Behlül ve Bihter beraber olsun diyenleri ama umrumda diil kanımın son damlasına kadar bu aşkı destekleyeceğim.aşk aşktır nerde kimle ne zaman insanın başına geleceği belli olmaz.Suçtan ya da suçludan bahsetmiyorum o ayrı bir konudur ayrıca daha suçlu olan bence Behlül'dür.
bu post niye yazıldı iş arasında bu da bilinmez...
cansu dere-kenan imirzalıoğlu aşkı doğru mu?
ben ısrarla ve şiddetle istiyorum beraber olmalarını -ki bana ne o ayrı.
2. ilişki krtiğim ise gerçek hayatla alakalı olmasa da söyleyip rahatlamak istiyorum.
Behlül ve Bihter kaçsın,Nihal'de ortada kalsın istiyorum.
Söleyin hanginiz Behlül ve Nihal öpüşürken heyecanlandınız?
eminim çok azınız.
Hanginizi Behlül ve Nihal ilişkisini tutkulu buluyor?
Ben aşktan yana bir insan olaraktan , tutukunun ve ihtirasın yanındayım.
Çok az duydum Behlül ve Bihter beraber olsun diyenleri ama umrumda diil kanımın son damlasına kadar bu aşkı destekleyeceğim.aşk aşktır nerde kimle ne zaman insanın başına geleceği belli olmaz.Suçtan ya da suçludan bahsetmiyorum o ayrı bir konudur ayrıca daha suçlu olan bence Behlül'dür.
bu post niye yazıldı iş arasında bu da bilinmez...
26 Mayıs 2010 Çarşamba
geri sayım başladı
tatil planlarımı yaptım...
plan yapması zevkli de o planların gerçekleşmesini beklemek çok sabırsıklık veriyor bana.
bloğu takip edenler bilir yaz tatili için bodrum'dan başka yer tanımam ben.
başka bir yerde mutlu olmam.tercihim her zaman bodrum'dan yanadır.
bu sefer bardakçı koyunda kalacağız, otelimizden bodrum'a 10 dk 'da bir 24 saat boyunca bodrum merkeze tekneler kalkıyor. en sevindiğim yanı bu oldu.
onun dışında türkbükü'ne biraz uzağız ama napalım gideceğiz o yolu zaman zaman.
şimdiden bu postu yazıdğım için ne haldeyim bir düşünün...
3-10 temmuz arası benden mutlusu olmayacak:)))
Ayrıca ; kabak çiçeği dolması yiyeceğim yeri bile buldum.
Buranın çok methini duydum.
12 Mayıs 2010 Çarşamba
Karanlık
karanlık
zifiri karanlık etraf
bir tüneldeyim
boynuma kadar çamura batmışım
kollarım bile çamurun içinde
hareket ettirmem batmama sebep sadece.
ne bir ışık ne bir ses
sağa dön, sola dön
korkudan çamur altında atan kalp sesini duy,
nefesini duy.
öleceğim belli.
insan bu halde bile bir mucize bekler mi?
ya da tekrar yaşayacağına dair bir delil?
ben bekliyorum o mucizeyi
çekip çıkarsın içimdeki karanlıktan beni...
zifiri karanlık etraf
bir tüneldeyim
boynuma kadar çamura batmışım
kollarım bile çamurun içinde
hareket ettirmem batmama sebep sadece.
ne bir ışık ne bir ses
sağa dön, sola dön
korkudan çamur altında atan kalp sesini duy,
nefesini duy.
öleceğim belli.
insan bu halde bile bir mucize bekler mi?
ya da tekrar yaşayacağına dair bir delil?
ben bekliyorum o mucizeyi
çekip çıkarsın içimdeki karanlıktan beni...
11 Mayıs 2010 Salı
senle bir buluşamadık kabak çiçeği dolması
kabak çiçeği dolması yemedim ben hiç
o kadar methini duydum ama yemedim.
gittim taa bodrumlara aradım taradım; bizde yok dediler
ulan nerde bulucam burda yoksa dedim
gümüşlük'te dediler oralara yolum düşmedi gidemedim.
yazı bekliyorum dört gözle
bulucam da onu yicem diye.
bu kavuşmaya destek vermek isteyen olursa eğer
yapıp bana yollarsa ya da
ellerini öperim o da ayrı.
saygılar...
o kadar methini duydum ama yemedim.
gittim taa bodrumlara aradım taradım; bizde yok dediler
ulan nerde bulucam burda yoksa dedim
gümüşlük'te dediler oralara yolum düşmedi gidemedim.
yazı bekliyorum dört gözle
bulucam da onu yicem diye.
bu kavuşmaya destek vermek isteyen olursa eğer
yapıp bana yollarsa ya da
ellerini öperim o da ayrı.
saygılar...
7 Mayıs 2010 Cuma
Kokoshlady
Kişiye özel,kimseciklerde görmediğiniz tokalar bende olsun diyorsanız sizi yeni bir adrese yönlendiriyorum.
http://kokoshlady.blogspot.com/
Çok uygun fiyatlara kişiye özel tokalar ve bebekler yapan Kokoshlady'e nasıl birşey istediğinizi söylediğiniz takdirde size en kısa sürede hazırlayıp kargoluyor.
Kendim için bir toka siparişi verdim bile. Tokam hazırlanır hazırlanmaz burada sizlerle paylaşacağım.
Mutlaka bir göz atın derim...
http://kokoshlady.blogspot.com/
Çok uygun fiyatlara kişiye özel tokalar ve bebekler yapan Kokoshlady'e nasıl birşey istediğinizi söylediğiniz takdirde size en kısa sürede hazırlayıp kargoluyor.
Kendim için bir toka siparişi verdim bile. Tokam hazırlanır hazırlanmaz burada sizlerle paylaşacağım.
Mutlaka bir göz atın derim...
18 Nisan 2010 Pazar
17.04.2010
bu tarih çok önemli.
sadece serkan'la ay dönümümüz olduğu için değil.
bana hayatımda yaşamadığım birçok şeyi yaşattığı için, bu tarih çok değerli.
aşkın ve arkadaşlığın imzasının atıldığı bir tarih bugün.
bugün ben şaşkınlık yaşarken başka şeylere şaşırdım.
bugün ben, bana ne kadar değer verildiğini anladım.
bugün ben, hayatıma bambaşka bir yön verdim.
ben bugün EVET dedim bana sorulan o içten soruya.
fonda ilk kez dinlediğim bu şarkı çalarken...
The rasmus still standing
Yükleyen pierolalune75. - Oyun eleÅ�tirilerini, oyun videolarını ve fragmanlarını izle.
sadece serkan'la ay dönümümüz olduğu için değil.
bana hayatımda yaşamadığım birçok şeyi yaşattığı için, bu tarih çok değerli.
aşkın ve arkadaşlığın imzasının atıldığı bir tarih bugün.
bugün ben şaşkınlık yaşarken başka şeylere şaşırdım.
bugün ben, bana ne kadar değer verildiğini anladım.
bugün ben, hayatıma bambaşka bir yön verdim.
ben bugün EVET dedim bana sorulan o içten soruya.
fonda ilk kez dinlediğim bu şarkı çalarken...
The rasmus still standing
Yükleyen pierolalune75. - Oyun eleÅ�tirilerini, oyun videolarını ve fragmanlarını izle.
16 Nisan 2010 Cuma
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

