4 Mayıs 2012 Cuma

bir son - bir başlangıç

bugün işimdeki son günüm.

1 hafta ara verdikten sonra haftaya Pazartesi yeni işime başlıyor olacağım.

yeni umutlarım var, umarım boşa çıkmazlar. heyecanlıyım...

3 Mayıs 2012 Perşembe

Tek Çocuk


tek çocuk olmanın avantajlarını sonuna kadar yaşadım. asla şımarık olmadım, hatta paylaşımcılık konusunda örnek vatandaş sayıldım. 5 çocuklu ailenin ortancası gibi davrandım çoğu zaman.

ama tek çocuk olmanın bana kattığı en önemli şey; hayal dünyası oldu. o kadar çok hayal kurarım ki, her durum ve her senaryoya göre kimi mutlu kimi hüzünlü biten hikayelerim vardır benim.

bazı hikayelerim hiç bitmez mesela. yıllar süren pembe diziler misali...

bazen senaryo yazarı mı olsam diye bile düşündüm. replikler hazır hayal dünyamda, herşey benim istediğim gibi.

yalnız olduğum her anda, dinlediğim, yaşadığım , gördüğüm her şeyde bir hikaye var benim için. süslenmek için beni bekleyen...

yazarım, oynarım, başrol olurum, yan rol olurum, izleyen olurum, dinleyen olurum.

işin tek kötü yanı ben o hayallerde mutsuz da olsam onları kurmaktan mutlu olurum. ama onlar hiç gerçek olmaz...

hayat



yeniköy'de denize sıfır villalarda oturanları hayal ederim hep. sağlıkla ilgili bişey olmadığı sürece ne dertleri olabilir ki (?) diye.

ama hayat hem güzel hem de kötü günler yaşatır insana. öle basit düşünmemek gerek aslında.



20 Nisan 2012 Cuma

Alexander Mcquuen Clucth


Alexander Mcquuen'nin bu clutchlarına bayılıyorum.
Min. 1000$'dan başlayan bu çantaların tesadüfen bu aralar adı çok geçen (söylemem doğru olmaz sanırım) bir yerde sahtelerinin yapıldığını öğrendim. Sahte ürün almaktansa asla almam mantığında olmama rağmen merakımdan fiyatlarını arkadaşıma sordurttum. 450 TL civarına satılan çantalar gerçeğinin yanına yaklaşamayacak kadar sahteymiş. Bu sebeple ya kendisini alacağım ya da resimlerine bakacağım...

iş ve geri kalan herşey

mesai saati bitti mi fişi çekip gerçek hayatıma dönmeyi başaralı uzun zaman oldu.
geçti artık o eve gelsem de kafamın işte kaldığı zamanlar.
ama gene de günümün 9 saatini geçirdiğim yerde bir sorun olduğunda kafama takmadan edemiyorum.
çoğu zaman modumu belirleyen bu faktörden kurtulmayı çok isterdim.

bazı insanlar vardır; dünya yansa umurlarında olmaz.
o insanların bir de şansları hep yaver gider ve hayatlarında uzun süreli kötü olaylar yaşanmaz zaten.
işte ne olursa olsun aman bu sadece bir iş diyip ilerleyebilmek büyük meziyet.

gamsızlıktan bahsetmiyorum. sadece işten daha önemli başka bir hayat var. hayatım var.
o hayatımda; ailem, arkadaşlarım, sevdiklerim, sağlığımdan bahsediyorum, bir sorun olmadığı sürece işte sorun olmuş, yok az para almışım, yok yükselememişim, yok kendimi geliştiremiyorum yerimde sayıyorum dertleri önemsiz aslında.

hep derim; hayat işkolik olmak için fazla kısa...

13 Nisan 2012 Cuma

herşey insanlar için

biraz önce iş yerinde yanımda oturan arkadaşımın 2004 yılında milyonda bir görülen bişey bişey hastalığına yakalanıp 6 ay boyunca göz felci geçirdiğini ve bu sebeple o dönemde kör olduğunu öğrendim. herşey 2 gün içinde olmuş. sapasağlamken...

yanımda 10 parmak klavyeyi takır takır yazarken " nerden öğrendin böle yazmayı?" diye soruduğumda bana bu hikayeyi anlattı ve "iyileştiğimde kendime söz verdim 10 parmak klavye öğrenmem lazım çünkü eğer bu olay tekrar başıma gelirse para kazanmak için bunu yapabileceğimi düşündüm ve kursa gittim"dedi. azmiyle 1 seneden önce iyileşilemeyen bu hastalıktan 6 ay sonrasında kurtulmuş.

sanırım ben buna benzer bir olay yaşasam hayatta bu tarz bir mantığa sahip olamazdım. o an kendi paramı o halde nasıl kazanacağımı düşünemezdim, aklıma gelmezdi, kendime acırdım belki...

"seninle gurur duyuyorum. bu nasıl bir bakış açısıdır?" dedim. o da bana "insanın başına gelince herşeyi düşünüyor ve herşeyi yapabilecek güç var aslında sende" dedi.

GÜNÜN DERSİ BUDUR...hayat dersi...

5 Nisan 2012 Perşembe

soru işareti

"herkes senden nefret ediyor ama sen farkında değilsin. herkes senden iğreniyor" dedi sinirden dişlerini sıka sıka.

gözlerimi kaçırmadan baktım ona. umrumda bile değildi. ben sadece beni bu iğrenç ama güçlü hale kim getirdi diye düşündüm...

19 Mart 2011 Cumartesi

evimden yazıyorum

ocak başında yazdığım en son yazıdan sonra anca bugün bloğuma girebildim.
bu süre içinde ben evlendim. 26 şubat'ta. yağmurlu bir istanbul gününde, yağmura aldırmadan...

sonrasında hayallerimin şehri roma'da balayına gittik.
ilk gördüğümden beri hiç değişmemişti. sandviç çaldığım büfe bile aynı yerinde duruyordu.
nüfus artar da bir ülke aynı mı kalır? inanamadım. hala büyülü, hala romantik.

şimdi ise sıcacık evimde; tam da hayal ettiğim gibi L koltuğumda oturdum keyif yapıyorum. arkadaşlarımız gitti biraz önce. dolup taşsın istiyorum bu ev. insan seviyorum ben, arkadaşlarımın gelmesini seviyorum.

"ev hanımı" olmak zor işmiş. annemin evinde su almaya bile kalkmazken şimdi hem iş kadını ol, eve gel yemek yap, bu arada sürekli bi şeyler atıştır ama zayıf kalmaya çalış. eve geldikten sonra yatana kadar 20 dk bile oturama, yatınca deliksiz uyu, uykuya hiç doyama. hergün süpür ama sürekli orası toz burası toz olsun, sinirin bozulsun, maç sesi duymaktan daha şimdiden sıkıl ama bir ömür bu sesi duymaya da evet demişsin artık yapıcak birşey yok, buna alış.

bu durumu en iyi atlatma yolu işbölümü yapmak. mesela ben çamaşır makinesini dolduruyorum, beyazlarla siyahları ayırıyorum,deterjanı koyuyorum, yumuşatıcıyı koyuyorum,çalıştır düğmesine basıyorum, serkan çamaşırları asıyo.
mesela ben sabahları serkan'dan geç kalkıyorum, o hazır bir şekilde beni beklerken yatağı toplamasını rica ediyorum, o sırada ben makyajımı yapıyorum.
mesela çay içmeyi sevmem ben, serkan ise bayılır. ben kettle'ı çalıştırıyorum gerisini ona bırakıyorum, her bardak için o kalkıp alıyo çayını.
gördüğünüz gibi ev işlerini biz hep böle paylaşıyoruz:))) canım kocacım benim:))

canım kocacım demişken henüz alışamadım ben bu koca mevzusuna. zaman zaman ee tamam düğünü de yaptık, dönelim evlerimize diyesim geliyo. evli olma psikolojisine henüz giremedim. evli barklı kadın mı oldum ben şimdi?? yok canım ben hala caddede gelene geçene bakıp lak lak yapıcaktım arkadaşlarımla?!? ne zaman büyüdüm de evim oldu dicem ama 30 yaşında biri için komik olucak. o da olmadı; en iyisi mi ben bir an önce ütünün nasıl çalıştığını öğreneyim:))

4 Ocak 2011 Salı

2011 geldi hoşgeldi


2011 süper süper bir yıl olarak başladı benim için.

evimi tuttum, terfi aldım ohhh değmeyin keyfime :))


en kötü günüm böyle olsun... hahayyyttt

11 Aralık 2010 Cumartesi

bir ev istiyorum


koskoca istanbul dar geldi bana.

evden geçilmeyen, hergün yeni bina dikilen istanbul tüm binaları yutmuş sanki.


malum evlilik tarihimiz yaklaşıyor. bizde bu sebeple kiralık ev arama maratonuna başladık.

bugün kar kış demedik, düştük yollara. buz gibi havada orası senin burası benim, o ev senin, bu ev benim gezdik. 2 haftadır arabaya atlayıp sokak sokak dolaşıp havalara baka baka kiralık yazılarını takip etmekten boynumuz tutuldu zaten.


bu kadar ev gezdik ama bir tanesi var ki; gönlüm o evde kaldı. "home home sweet home" demeyi istediğim bir ev bu ev.


ellerimi açtım başladım dualara, allahım noluuurr bu ev olsun diye.
ev istersek bizim olur olmasına ama bende bir baba ve abi kıvamında bir kuzen var ki, her işimize bir maydonozluk, bir parmak sokmacılık. onlardan onayı kopardık mı bu iş biter!!! şimdi allahım lütfen babam ve abim beğensin bu evi de orası bizim minicik yuvamız olsun!!!!

28 Kasım 2010 Pazar

miras

ben yaşlandım
bunu yüzümdeki çizgilerimden anladım.

ne kadar çok ağladım, ne kadar çok aktı gözyaşlarım

gülüşüm, beyaz dişlerim, gözümün ışığı vardı benim

o ışığın yerini şimdi yanındaki çizgiler aldı.

bakta hatırla ne kadar ağladığını...

18 Kasım 2010 Perşembe

değişiklik

allah biliyo ya daha çok yakın zamanda yazdığım http://smoothiecookiee.blogspot.com/2010/10/dugun-tarihim-12-subat.html yazıda evililik tarihim ve yeri konusunda değişiklik olucağını taaa o zamandan biliyordum.

içime mi doğmuş, (aptala) malum mu oldu bilmem ama hiçte 12 şubat'ta evleniceğimi düşünüyordum zaten; ki bu tarih 26 şubat'a ertelendi. merak edilecek bir sorun yok allahtan sadece evleniceğim yer değiştiği ve orda 12 şubat'ta yer olmaması sebebi ile gün ertelendi.

yer konusunda bu sefer temkinli davranıp henüz nerede olacağını yazmıyorum. nede olsa söz uçar yazı kalır.

birde bir atasözü de alakasız olarak buraya yazılsın sonsuza kadar kalması sebebi ile;
dağ bile dağa kavuşur, insan insana KAVUŞMAZmış bunu da anladım...

30 Ekim 2010 Cumartesi

geç oldu tanışmamız

ah sen nerelerdeydin de ben seni bugüne kadar görmedim.

tam da yeni bir parfüm arayışı içindeyken umulmadık bir yerde çıktı karşıma
aslında fenomen haline gelmiş olan bu parfümle henüz tanıştım.
büyüleyici gerçekten